Irkçılık, milliyetçilik, şövenizm adını ulusalcılık diye yumuşatsanız dahi sonuçta hiç bir şey değişmez.
En son ulaşacağı nokta faşizmdir ve bu da demokrasi ve insan hak ve özgürlükleri düşmanlı-ğından başka bir şey değildir. Sosyal demokrat CHP'nin ulusalcı kanadına duyurulur.
 

Bu insanlık düşmanlığı da müslümanlık adına yapılmıştı 

ABD'nin Newyork kentindeki bu dev ikiz kuleler veya gökdelenler yapılan sabotaj sonucu 11 Eylül 2001 günü yerle bir edildi. Tarihe kara bir leke olarak geçen bu olay 5000'in üzerinde insanın hayatına malolmuş, yaptıran Osama Bin Ladin ise yıllarca sonra ABD'nin Afganistan'daki askerleri tarafından öldürülmüştü. Müslümanlık adına işlenen bu vaşet bizim Türkiye'den de epeyce yobazı sevindirmişti. Her fırsatta Yahudilere karşı kin ve nefret kusan bizim sahte müslümanlar kuş akılları sıra olayı ABD'deki Yahudilerin üstüne yıkmaya çalışmışlar ama kendilerinden başka laflarını hiç kimseye duyuramadılar.
Bazı konuşmaları sırasında neden böyle bir
şey yapmaya ihtiyaç duydular diye sorunca cevapları oldukça ilginç. Öyleyse o gün niye bir tek yahudi bile o gün orada yoktu diye aptalca bir soru soruyorlar. Kendi yalanlarına kendileri inanmıyor ama, acaba kendileri dışında birilerine inandırabilirmiyiz gibi ham hayaller peşindeydiler. Peki şu anda daha yerden dumanlar yükseliyor. Kim nereden biliyor, saldırı anında oradaki binanın içinde kaç kişi var ve bunların kaçı Yahudi veya kaçı müslüman şeklindeki soruma cevap: Lagaluga. Laf kalabalığı.


 

Maraş Katliamından önce Alevi Mahallesinde Nüfus Sayımı

Ökkeş Kenger (Şendiller), Çiçek Sineması'na bomba atıldıktan hemen sonra Genel Merkez dediği ÜGD'yi aradı; ifadesinde bombayı verdiğini de kabul etmişti. 22 Aralık'ta iki solcu öğretmenin cenazesi Maraş katliamın ilk provasıydı.
Alevi Kültür Merkezi
BİA (Kahramanmaraş) -
7 Nisan 1978'de Ankara'da PTT aracılığıyla bombalı bir paket, Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu'na gönderilir. Fendoğlu, gönderilen paketi açmış, patlama sonucu kendisi, gelini ve iki torunu yaşamını yitirmişlerdir. Yine aynı tarihte, aynı özellikte ve ağırlıkta başka bir bombalı paket, Pazarcık Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İlçe Başkanı Memiş Özdal'a gönderilir...

Katliamın provası yapılıyor

Özdal, paketten kuşkulanarak almaz, ancak PTT memurları paketi açarlar ve patlama sonucu bir PTT memuru ölürken, diğeri ağır yaralanır.

Yapılan inceleme sonucu bulgular, bombalarda kullanılan patlayıcı maddenin Nükleer Araştırma Merkezi'nden alındığı kuşkularını doğar ve bu kuruluş kapatılarak soruşturma başlatılır. Dönemin başbakanı Ecevit, bombalarla Ülkü Ocaklarının ilişkisinin araştırıldığını söyler. Bunun üzerine Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Alpaslan Türkeş, Malatya benzeri olayların Erzurum ve Kahramanmaraş'ta da çıkabileceği tehdidini savurur.(1)

Açıklama üzerine Başbakan Bülent Ecevit, "MHP Genel Başkanının bildiği bazı şeyler var. Bu arada hükümetimiz bir güvenlik önlemi almak üzere çevre il ve garnizonlardan Kahramanmaraş'a askeri birlikler gönderdi. Önlem alınmıştır" der.

Soruşturmalar sonucu, kentte sabaha kadar arama yapılır. Aramada 34 kişi gözaltına alınır. Ayrıca üç otomatik silah, çok sayıda mermi ve patlayıcı madde ele geçirilir. Gözaltına alınanlar, ifadelerinde birçok yeri bombaladıklarını, iki gizli örgüt "Türk Yıldırım Komandoları" ve "Esir Türkleri Kurtarma Ordusu" ile ilişkili olduklarını söylemişlerdir. Yine ifadeleri sonucu, İstasyon Caddesi üzerinde bulunan caminin avlusunda gömülmüş, etrafı sıvanarak fitilleri dışarıda bırakılmış, patlamaya hazır beş adet dinamit de ortaya çıkarılmıştır.(2)

Emniyetin bir yetkilisi, "Yapılan soruşturma kentte meydana gelen patlamaların bir provokasyon olduğunu ortaya çıkarmıştır; komandolar, özellikle kendi kuruluşları olan derneklere bombayı atıyorlar, sonra da suçu solcu gruplara yüklemek istiyorlar" diyordu. (Cumhuriyet, 22. 04. 1978)

Alevi mahallelerinde nüfus sayımı yapılıyor

Katliamdan bir hafta önce, görevli olduklarını söyleyen birtakım kişiler, Alevi ve solcuların oturdukları semtlerde, bir tür nüfus sayımı yaptıklarını söyleyerek konutları dolaşmışlar, evde kaç kişinin oturduğunu sormuşlar ve yeni numaralar verdikleri kapıları kırmızı boyayla işaretlemişlerdir. Başka bir bölgede başka bir grup, bu kez PTT görevlisi olduklarını ve mektupların kaybolmaması için bir çalışma yaptıklarını söyleyerek kapılara boyayla işaretler koymuşlardır. İşaretlerin ne anlama geldiğini "işaretlenenler" bir hafta içinde acı bir şekilde öğreneceklerdi.

Çiçek Sinemasında patlama

Ülkücü Gençler Derneği (ÜGD) tarafından getirtilen "Güneş Ne Zaman Doğacak" isimli bir film 16 Aralık 1978'de Çiçek Sinemasında gösterilmeye başlanır. 19 Aralık Salı günü seans saat 20.00'de başlamıştır. Seyirciler içinden sık sık "Müslüman Türkiye", "Milliyetçi Türkiye", "Başbuğ Türkeş", "Komünistler Moskova'ya", "Katil iktidar" sloganları yükselmektedir.

Çiçek Sineması, Kahramanmaraş'ın Boğazkesen, Kanlıdere, Uzunoluk ve Kale Caddelerinin kesiştiği dört yol ağzındadır. PTT ve CHP binasına yakındır. Filmin bitimine az bir süre kalmışken salonda tesiri az olan bir patlama olur. Önceden hazırlanmış 30-40 kişilik Ülkü Ocaklı bir grup, "Bunu solcular attı" diye diğer seyircileri tahrik etmişler, sloganlarla PTT ve CHP binasına saldırmışlardır.

Polis, olaya hemen el koyar. Araştırma sonucu patlayıcı maddenin ülkücüler tarafından atıldığı ortaya çıkar. Bu nedenle bazı kişiler gözaltına alınır. Gözaltına alınanlardan Yusuf İlhan, poliste verdiği 21 Ocak 1979 tarihli ifade tutanağı şöyledir:

Ökkeş Kenger(Şendiller): Yarın Sinemaya bomba atacağız

"Daha önceden tanıdığı sanık Ökkeş Kenger'in 17 Aralık 1978 Pazar günü kendisine 'Ankara'dan geldim, cezaevinde yatan kardeşin Muhittin'i gördüm, sana selamı var, ama sen kardeşine layık değilsin; neden sağda solda dedikodu yapıp kardeşimin cezaevine girmesine onlar sebep oldu diyorsun, biz Kahramanmaraş'ı düzelteceğiz. Çiçek Sinemasındaki film ülkücüleri savunuyor, arkadaşlarımız oraya toplanıyor, biz bunları istediğimiz yöne çekebiliriz, sana da iş düşüyor. Bir görev versek yapar mısın?' dediğini; kendisinin 'Kardeşimi yaktınız, beni de mi yakmak istiyorsunuz?' diyerek bu teklifi kabul etmediğini ve yanından ayrıldığını;

18 Aralık 1978 Pazartesi günü eski belediye önünde yine yanına gelen sanık Ökkeş Kenger'in 'Sana bir görev vereceğim, yapmazsan seni harcarız, bu başkanın emridir' dediğini, tuvalete gideceğini söyleyerek sanığın yanından ayrıldığını; akşam eve geldiğinde kardeşi Mehmet İlhan'ın 'Seni bir arkadaşın Kümbet Çay Bahçesinde bekliyor' demesi üzerine oraya gittiğinde sanık Ökkeş KENGER'in kendisini beklediğini ve 'Yarın akşam Çiçek Sinemasına patlayıcı madde atacağız, esas görevi biz yapacağız, senin yapacağın işte korkacak bir şey yok, taş atmak gibi bir şey' diyerek parkasının cebinden çıkardığı kırmızı çiçekli bir beze sarılmış yarım dinamit lokumunu kendisine verdiğini; fitilinin yarım parmak dışarıda göründüğünü; beze sarılı bir yarım dinamit daha göstererek 'Bir arkadaşımla beraber sinemada olacağız, yan salondan sahne kısmına geçip oradan atacağız, sen yarın akşam fllm başladıktan sonra kaleye çıkan yolun üzerinde dolaş, içerdeki patlamayı duyduktan sonra elindeki dinamiti ateşleyip sinemanın damına at' dediğini; kendisinin bu dinamiti aldığını; 19. 12. 1978 günü akşam sinemadaki patlamayı duyunca kendisinin de elindeki dinamiti ateşleyerek sinemanın damına fırlattığını; ancak dinamitin patlamadığını; bilahare buluştukları Ökkeş'in 'Sen bizi kandırdın, dinamiti atmadın' dediğini; yanından ayrılıp eve gittiğini, dinamiti patlatmaktaki amacının sinemadaki ülkücü gençliği ve dışarıdaki halkı tahrik etmek ve patlamayı solcuların yaptığı intibaını vererek hadise yaratmak olduğunu söylemiştir." (3)

Poliste yapılan işlemden sonra Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı da Yusuf İlhan ve Ökkeş Kenger'i ayrı ayrı çağırarak ifadelerini alır. Yusuf İlhan, dinamiti Ökkeş Kenger'in verdiğini tekrarlamış, Ökkeş Kenger de olayı doğrulamıştır.

Tanık İsmail Laçin ise Savcılık ifadesi tutanağında şu bilgiler vardır: "Çiçek Sinemasına patlayıcı madde atıldığı gece Manisa'daki kızına telefon etmek için PTT'de bulunduğu sırada sanık Ökkeş Kenger'in gelerek bir konuşma yaptığını ve PTT'den ayrıldığını; sanığın ne konuştuğunu duymadığını, aradan 5-6 dakika geçtikten sonra sinemada patlama olduğunu; bir sivil şahsı içeriye getirdiklerini, dışarıdaki halkın PTT'yi taşlayıp camları kırdığını; daha sonra gelen polislerin bu sivil şahsı alıp götürdüklerini,

Orası Genel Merkez mi?

"Sanık Ökkeş Kenger'in bir süre sonra bu defa yanında 15 kişilik bir grup ile tekrar PTT'ye gelip telefon yazdırdığını; telefonu hemen çıkınca durumun ilgisini çektiğini, zaten kabinin kapısının da açık olduğunu ve konuşmanın da rahat duyulduğunu, 'Orası Genel Merkez mi? Ben teşkilattan Ökkeş Kenger, sen onlara söyle beni tanırlar, burada sinemaya bomba atıldı, 10 yaralı var, 4'ü ağır, söyle acele gelsinler!' dediğini; bu ikinci konuşmada sanığın yaralıların ismini yazdırmadığını ve herhangi bir dergi isminin geçmediğini söylemektedir." (4)

Kahramanmaraş Valiliği, İsmail Laçin'in ifadesi doğrultusunda telsizle durumu İçişleri Bakanlığı'na iletir. Yapılan araştırmada Ökkeş Kenger'in Ankara'da konuştuğu telefonun Ülkücü Gençlik Derneğine ait 294351 nolu telefon olduğu; ve konuşmanın, patlayıcı maddenin atıldığı gün 20.40 ile 22.27 saatleri arasında yapıldığı tespit edilir. (5)

İki öğretmen öldürülüyor

Maraş Meslek Lisesi öğretmenlerinden sol görüşlü Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu, 21 Aralık'ta okuldan evlerine giderlerken yolda silahlı saldırıya uğrarlar. Hacı Çolak olay yerinde ölürken; Mustafa Yüzbaşıoğlu yaralı olarak hastaneye yetiştirilir, ama kurtarılamaz ve yaşamını yitirir.

Öğretmenlerin cenazesi 22 Aralık'ta kaldırılacaktır. Faşistler ve sağcı gruplar, cenaze törenine saldırmak için geceden çevre il, ilçe ve köylere adam göndererek, "Komünistler, Aleviler Cuma namazında camileri bombalayacaklar, Müslüman kardeşlerimizi katledecekler. Bunun hazırlığını yapıyorlar. Müslüman kardeşlerimizi katliamdan korumak için toplanalım" diye çağrı yaparlar. Bu arada Maraş Müftüsünün de resmi araçla kentte dolaştığı, halkı kışkırttığı bildirilir. (6)

Bu arada, faşist saldırganlar gruplar halinde, şehir içine dalmış, Alevilerin yoğun olduğu mahallelere dağılarak önüne gelenleri dövmeye, ev ve işyerlerini tahrip etmeye başlamıştı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Devrimci İşçi sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türkiye Öğretmenler Derneği (TÖB-DER), Polis Derneği (POL-DER), Türkiye İşçi Köylü Partisi (TİKP), Tekstil Sendikası ve Sağlık Müdürlüğünün binalarını yakıp yıkan saldırganlar, av tüfeği satan bazı dükkanları talan ederek silahlarını götürürler. Sokak ve mahalle aralarında girdikleri çatışmalar sonucu, saldırganların üçü hayatını kaybeder: Cemil KARADUTLU, Memili BAKICI, Hamza YILMAZ. Olaylar, askeri birlikler tarafından ancak geç saatlerde denetim altına alınabilir. Saldırı sonucu, 100'e yakın işyerinin tahrip edilerek yakıldığı saptanır. 22 Aralık günü böyle noktalanır.

5- Sonhavadis ve Milliyet Gazeteleri, 22 Nisan 1978
6- Milliyet, 22 Nisan 1978
7- Kahramanmaraş Davası Gerekçeli Kararı (Gerekçeli Karar), (1980/92, Karar: 1980 / 520),
s. 36
8- Gerekçeli Karar, s. 349
9- A.g.e., s: 360
10 Hürriyet Gazetesi, 26. 12. 1978 (NK)

J 6, 2, D-68159 Mannheim - Tel.      +49  (0) 621-15 12 12  - Fax   +49 (0) 621-29 18 50

Kontakt:  uyan@uyan.de Elektronik posta

Copyright © 2000 Cumali UYAN, Stand: 01. April 2002


ANASAYFA

HABERLER

YAZARLAR

POLİTİKA

KÜLTÜR-SANAT

BİLDİRİLER

BİLGİ HAZİNE

TANITIM

TARİHİ

FOTOGRAFLAR